8. Sınıf Türkçe

8. Sınıf Türkçe Sözcükte Anlam Testleri

Sözcükte Anlam konusundaki soruları çözümlü testlerle pekiştir.

8. Sınıf Sözcükte Anlam Testleri

8. sınıf Türkçe Sözcükte Anlam testleri; gerçek, mecaz, yan ve terim anlamı, çok anlamlı sözcükleri, eş ve zıt anlam ilişkilerini, deyim ve atasözlerini pekiştirir. Sözcüğün anlamını belirlerken cümledeki kullanımına ve bağlama bakmak gerekir.

Anlam Türleri

Gerçek anlam sözcüğün temel anlamıdır; mecaz anlamda sözcük temel anlamından uzaklaşır. Yan anlam, temel anlamla ilişkili yeni kullanımdır. Terim anlam ise bilim, sanat, spor veya meslek alanına özgü kavramı karşılar.

Anlam İlişkileri ve Kalıplaşmış Sözler

Eş anlamlı, zıt anlamlı ve sesteş sözcükler cümle içinde değerlendirilmelidir. Deyimler kalıplaşmış ve çoğu zaman mecazlı söz gruplarıdır; atasözleri ise genel bir yargı veya öğüt bildirir.

21. Test

8. Sınıf Türkçe Sözcükte Anlam Testleri

Sözcükte Anlam konusu 21. test.

Her soruda doğru seçeneği işaretle.

10 Soru
0/10 Soru0 %
Doğru 0
Yanlış 0
Boş 10
1. SoruÇoktan Seçmeli

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümledeki anlamıyla “bir işi, bir durumu olduğundan daha küçük/önemsiz gösterme” anlamında kullanılmıştır? A) Bu kadar emek verdikten sonra sonuca ulaşmayı *hafife* almak, kendine haksızlık etmek olur. B) Yağmurun aniden bastıracağını *hafife* alıp şemsiyesiz çıktık. C) Yeni görevin sorumluluğunu *hafife* almadığı için günlerdir titizlikle hazırlanıyor. D) Rakibin hızını *hafife* almadığımızdan savunmayı daha baştan güçlendirdik.

Lütfen önce bir cevap seç.

Doğru cevap: A

Soruda “hafife almak” sözünün, “bir işi/durumu olduğundan daha küçük ya da önemsiz gösterme” anlamıyla kullanıldığı cümle isteniyor. Bu kullanımda kişi, bir şeyin değerini veya önemini küçümser. A seçeneğinde “sonuca ulaşmayı hafife almak” ifadesi, elde edilen sonucun değerini küçümsemek/önemsiz görmek anlamındadır. Cümle, bu tutumun yanlış olduğunu söylüyor; yani sözcük tam olarak “önemsiz saymak, küçümsemek” anlamıyla kullanılmıştır. B seçeneğinde “yağmurun aniden bastıracağını hafife almak” ifadesi, daha çok “olasılığı/riski ciddiye almamak, ihtimali düşük görmek” anlamına kayar. Bu, küçümseme anlamına yakın olsa da doğrudan “değerini/önemini küçük görme” değil, “olacağını önemsememe/hesaba katmama” (risk değerlendirmesi) yönü ağır basar. C ve D seçeneklerinde ise “hafife almamak” kullanılmıştır; yani tam tersi anlam vardır: sorumluluğu ve rakibin hızını ciddiye almak. Sorunun istediği anlam “hafife almak” (küçümsemek) olduğundan bu iki seçenek elenir. Bu nedenle doğru cevap A’dır.

  1. Çözüm: Soruda “hafife almak” sözünün, “bir işi/durumu olduğundan daha küçük ya da önemsiz gösterme” anlamıyla kullanıldığı cümle isteniyor. Bu kullanımda kişi, bir şeyin değerini veya önemini küçümser. A seçeneğinde “sonuca ulaşmayı hafife almak” ifadesi, elde edilen sonucun değerini küçümsemek/önemsiz görmek anlamındadır. Cümle, bu tutumun yanlış olduğunu söylüyor; yani sözcük tam olarak “önemsiz saymak, küçümsemek” anlamıyla kullanılmıştır. B seçeneğinde “yağmurun aniden bastıracağını hafife almak” ifadesi, daha çok “olasılığı/riski ciddiye almamak, ihtimali düşük görmek” anlamına kayar. Bu, küçümseme anlamına yakın olsa da doğrudan “değerini/önemini küçük görme” değil, “olacağını önemsememe/hesaba katmama” (risk değerlendirmesi) yönü ağır basar. C ve D seçeneklerinde ise “hafife almamak” kullanılmıştır; yani tam tersi anlam vardır: sorumluluğu ve rakibin hızını ciddiye almak. Sorunun istediği anlam “hafife almak” (küçümsemek) olduğundan bu iki seçenek elenir. Bu nedenle doğru cevap A’dır.

Soruda “hafife almak” sözünün, “bir işi/durumu olduğundan daha küçük ya da önemsiz gösterme” anlamıyla kullanıldığı cümle isteniyor. Bu kullanımda kişi, bir şeyin değerini veya önemini küçümser. A seçeneğinde “sonuca ulaşmayı hafife almak” ifadesi, elde edilen sonucun değerini küçümsemek/önemsiz görmek anlamındadır. Cümle, bu tutumun yanlış olduğunu söylüyor; yani sözcük tam olarak “önemsiz saymak, küçümsemek” anlamıyla kullanılmıştır. B seçeneğinde “yağmurun aniden bastıracağını hafife almak” ifadesi, daha çok “olasılığı/riski ciddiye almamak, ihtimali düşük görmek” anlamına kayar. Bu, küçümseme anlamına yakın olsa da doğrudan “değerini/önemini küçük görme” değil, “olacağını önemsememe/hesaba katmama” (risk değerlendirmesi) yönü ağır basar. C ve D seçeneklerinde ise “hafife almamak” kullanılmıştır; yani tam tersi anlam vardır: sorumluluğu ve rakibin hızını ciddiye almak. Sorunun istediği anlam “hafife almak” (küçümsemek) olduğundan bu iki seçenek elenir. Bu nedenle doğru cevap A’dır.

2. SoruÇoktan Seçmeli

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümleye “yavaş yavaş ortaya çıkmak, belirginleşmek” anlamı katmıştır? A) Yeni çıkan romanda yazarın dili, önceki kitaplarına göre daha çok __oturmuş__. B) Uzun süren sessizlikten sonra, içindeki kırgınlık birden __patladı__. C) Şehir dışına taşınınca eski dostluklar zamanla __silindi__. D) Son günlerde yaşananlar, onun gerçek niyetini __açığa çıkardı__.

Lütfen önce bir cevap seç.

Doğru cevap: A

Soruda istenen anlam: “yavaş yavaş ortaya çıkmak, belirginleşmek”. Bu anlam genellikle bir üslubun, düzenin, alışkanlığın zamanla yerleşip netleşmesi durumlarında görülür. A seçeneğinde “dili … daha çok oturmuş” ifadesi, yazarın anlatımının zamanla yerleştiğini, belirginleştiğini ve olgunlaştığını anlatır. “Oturmak” burada “yerine oturmak/yerleşmek, netleşmek” anlamındadır; istenen anlamla örtüşür. B’de “patladı” sözcüğü “ansızın ortaya çıkmak, birdenbire dışa vurmak” anlamındadır; “yavaş yavaş belirginleşmek” değildir. C’de “silindi” sözcüğü “zamanla yok olmak, unutulmak” anlamındadır; ortaya çıkma değil, tersine kaybolma bildirir. D’de “açığa çıkardı” doğrudan “ortaya çıkarmak” anlamına gelir; ancak “yavaş yavaş belirginleşmek” değil, bir olayın etkisiyle “ortaya çıkarma” (neden olma) anlamındadır. Bu nedenle istenen anlamı en doğru karşılayan seçenek A’dır.

  1. Çözüm: Soruda istenen anlam: “yavaş yavaş ortaya çıkmak, belirginleşmek”. Bu anlam genellikle bir üslubun, düzenin, alışkanlığın zamanla yerleşip netleşmesi durumlarında görülür. A seçeneğinde “dili … daha çok oturmuş” ifadesi, yazarın anlatımının zamanla yerleştiğini, belirginleştiğini ve olgunlaştığını anlatır. “Oturmak” burada “yerine oturmak/yerleşmek, netleşmek” anlamındadır; istenen anlamla örtüşür. B’de “patladı” sözcüğü “ansızın ortaya çıkmak, birdenbire dışa vurmak” anlamındadır; “yavaş yavaş belirginleşmek” değildir. C’de “silindi” sözcüğü “zamanla yok olmak, unutulmak” anlamındadır; ortaya çıkma değil, tersine kaybolma bildirir. D’de “açığa çıkardı” doğrudan “ortaya çıkarmak” anlamına gelir; ancak “yavaş yavaş belirginleşmek” değil, bir olayın etkisiyle “ortaya çıkarma” (neden olma) anlamındadır. Bu nedenle istenen anlamı en doğru karşılayan seçenek A’dır.

Soruda istenen anlam: “yavaş yavaş ortaya çıkmak, belirginleşmek”. Bu anlam genellikle bir üslubun, düzenin, alışkanlığın zamanla yerleşip netleşmesi durumlarında görülür. A seçeneğinde “dili … daha çok oturmuş” ifadesi, yazarın anlatımının zamanla yerleştiğini, belirginleştiğini ve olgunlaştığını anlatır. “Oturmak” burada “yerine oturmak/yerleşmek, netleşmek” anlamındadır; istenen anlamla örtüşür. B’de “patladı” sözcüğü “ansızın ortaya çıkmak, birdenbire dışa vurmak” anlamındadır; “yavaş yavaş belirginleşmek” değildir. C’de “silindi” sözcüğü “zamanla yok olmak, unutulmak” anlamındadır; ortaya çıkma değil, tersine kaybolma bildirir. D’de “açığa çıkardı” doğrudan “ortaya çıkarmak” anlamına gelir; ancak “yavaş yavaş belirginleşmek” değil, bir olayın etkisiyle “ortaya çıkarma” (neden olma) anlamındadır. Bu nedenle istenen anlamı en doğru karşılayan seçenek A’dır.

3. SoruÇoktan Seçmeli

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümleye “gereksiz yere uzatmak, sürüncemede bırakmak” anlamı katmıştır? A) Toplantıda konu altı çizili: "uzadı". B) Bu işin altı çizili: "uzatılmasına" gerek yok; bugün bitirelim. C) Tatilde altı çizili: "uzanan" sahil yolunda bisiklete bindik. D) Akşam yemeğinden sonra altı çizili: "uzayan" gölgeleri izledik.

Lütfen önce bir cevap seç.

Doğru cevap: B

B seçeneğinde “uzatmak” sözcüğü, bir işi gereksiz yere sürdürmek, sonuçlandırmayı geciktirmek yani “sürüncemede bırakmak” anlamındadır. “Bu işin uzatılmasına gerek yok; bugün bitirelim.” ifadesi, işin gereksiz yere devam ettirilmemesi gerektiğini açıkça belirtir. A seçeneğinde “uzadı” sözcüğü toplantının süresinin artmasını bildirir; burada “gereksiz yere sürüncemede bırakma” değil, doğrudan “sürenin artması” anlamı vardır. C seçeneğinde “uzanan” sözcüğü sahil yolunun fiziksel olarak bir yöne doğru devam etmesini anlatır; somut, mekânsal bir anlam taşır. D seçeneğinde “uzayan” sözcüğü gölgelerin günün ilerlemesiyle boyunun artmasını ifade eder; yine somut ve doğal bir süreçtir. Bu nedenle hedef anlamı veren tek seçenek B’dir.

  1. Çözüm: B seçeneğinde “uzatmak” sözcüğü, bir işi gereksiz yere sürdürmek, sonuçlandırmayı geciktirmek yani “sürüncemede bırakmak” anlamındadır. “Bu işin uzatılmasına gerek yok; bugün bitirelim.” ifadesi, işin gereksiz yere devam ettirilmemesi gerektiğini açıkça belirtir. A seçeneğinde “uzadı” sözcüğü toplantının süresinin artmasını bildirir; burada “gereksiz yere sürüncemede bırakma” değil, doğrudan “sürenin artması” anlamı vardır. C seçeneğinde “uzanan” sözcüğü sahil yolunun fiziksel olarak bir yöne doğru devam etmesini anlatır; somut, mekânsal bir anlam taşır. D seçeneğinde “uzayan” sözcüğü gölgelerin günün ilerlemesiyle boyunun artmasını ifade eder; yine somut ve doğal bir süreçtir. Bu nedenle hedef anlamı veren tek seçenek B’dir.

B seçeneğinde “uzatmak” sözcüğü, bir işi gereksiz yere sürdürmek, sonuçlandırmayı geciktirmek yani “sürüncemede bırakmak” anlamındadır. “Bu işin uzatılmasına gerek yok; bugün bitirelim.” ifadesi, işin gereksiz yere devam ettirilmemesi gerektiğini açıkça belirtir. A seçeneğinde “uzadı” sözcüğü toplantının süresinin artmasını bildirir; burada “gereksiz yere sürüncemede bırakma” değil, doğrudan “sürenin artması” anlamı vardır. C seçeneğinde “uzanan” sözcüğü sahil yolunun fiziksel olarak bir yöne doğru devam etmesini anlatır; somut, mekânsal bir anlam taşır. D seçeneğinde “uzayan” sözcüğü gölgelerin günün ilerlemesiyle boyunun artmasını ifade eder; yine somut ve doğal bir süreçtir. Bu nedenle hedef anlamı veren tek seçenek B’dir.

4. SoruÇoktan Seçmeli

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümleye “alışılmışın dışına çıkıp yeni bir yol denemek” anlamı katmıştır? A) Bu konuda daha fazla zaman kaybetmeden yeni bir yöntem *denemeliyiz*. B) Toplantıda kimse konuşmayınca sözü o *kırdı*. C) Yaptığı davranışla herkesi bir anda *şaşırttı*. D) Uzun süredir görüşmediği arkadaşını görünce içi *ısındı*.

Lütfen önce bir cevap seç.

Doğru cevap: B

B şıkkında “sözü kırmak” ifadesi deyimdir ve “sessizliği bozup konuşmaya başlamak, konuşmayı başlatmak” anlamına gelir. Bu, durgun gidişi değiştirmek ve alışılmışın dışına çıkarak yeni bir adım atmak (konuşmayı başlatmak) demektir. A şıkkındaki “denemeliyiz” sözcüğü gerçek anlamıyla “bir yöntemi uygulayıp sonucunu görmek”tir; “alışılmışın dışına çıkmak” anlamını zorunlu olarak taşımaz. C şıkkında “şaşırttı” yalnızca “şaşırtmak, hayrete düşürmek” anlamındadır. D şıkkında “içi ısındı” ise “birine/şeye karşı yakınlık duymaya başlamak” anlamındaki deyimdir; yeni bir yol denemek anlamıyla ilgili değildir. Bu nedenle doğru cevap B’dir.

  1. Çözüm: B şıkkında “sözü kırmak” ifadesi deyimdir ve “sessizliği bozup konuşmaya başlamak, konuşmayı başlatmak” anlamına gelir. Bu, durgun gidişi değiştirmek ve alışılmışın dışına çıkarak yeni bir adım atmak (konuşmayı başlatmak) demektir. A şıkkındaki “denemeliyiz” sözcüğü gerçek anlamıyla “bir yöntemi uygulayıp sonucunu görmek”tir; “alışılmışın dışına çıkmak” anlamını zorunlu olarak taşımaz. C şıkkında “şaşırttı” yalnızca “şaşırtmak, hayrete düşürmek” anlamındadır. D şıkkında “içi ısındı” ise “birine/şeye karşı yakınlık duymaya başlamak” anlamındaki deyimdir; yeni bir yol denemek anlamıyla ilgili değildir. Bu nedenle doğru cevap B’dir.

B şıkkında “sözü kırmak” ifadesi deyimdir ve “sessizliği bozup konuşmaya başlamak, konuşmayı başlatmak” anlamına gelir. Bu, durgun gidişi değiştirmek ve alışılmışın dışına çıkarak yeni bir adım atmak (konuşmayı başlatmak) demektir. A şıkkındaki “denemeliyiz” sözcüğü gerçek anlamıyla “bir yöntemi uygulayıp sonucunu görmek”tir; “alışılmışın dışına çıkmak” anlamını zorunlu olarak taşımaz. C şıkkında “şaşırttı” yalnızca “şaşırtmak, hayrete düşürmek” anlamındadır. D şıkkında “içi ısındı” ise “birine/şeye karşı yakınlık duymaya başlamak” anlamındaki deyimdir; yeni bir yol denemek anlamıyla ilgili değildir. Bu nedenle doğru cevap B’dir.

5. SoruÇoktan Seçmeli

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümlede “tahmin edilenin tersine sonuçlanmak, umulanı vermemek” anlamında kullanılmıştır? A) Bu kadar emek verdik ama proje beklediğimiz gibi _çıkmadı_. B) Toplantıdan erken _çıktı_ ve kimseye haber vermedi. C) Yeni aldığı ayakkabının numarası küçük _çıktı_. D) Sınav sonuçları açıklanınca birinci _çıktı_.

Lütfen önce bir cevap seç.

Doğru cevap: A

A şıkkında “çıkmadı” sözcüğü, “beklenen sonucu vermemek, umulduğu gibi olmamak” anlamında kullanılmıştır. Cümlede emek verilmesine rağmen projenin beklentiyi karşılamadığı vurgulanır. B şıkkında “çıktı” sözcüğü gerçek anlamıyla “bir yerden dışarıya gitmek/ayrılmak” anlamındadır. C şıkkında “küçük çıktı” ifadesi, “sonradan anlaşıldı ki küçükmüş” anlamında; yani bir durumun ortaya çıkması/sonucun anlaşılması anlamındadır. Beklentinin tersine sonuçlanma vurgusu zorunlu değildir. D şıkkında “birinci çıktı” ifadesi, “sonuçlarda birinci olduğu anlaşıldı” anlamındadır; yine “ortaya çıkmak/sonuçlanmak” vardır ancak “umulanı vermemek” anlamı yoktur. Bu nedenle doğru cevap A’dır.

  1. Çözüm: A şıkkında “çıkmadı” sözcüğü, “beklenen sonucu vermemek, umulduğu gibi olmamak” anlamında kullanılmıştır. Cümlede emek verilmesine rağmen projenin beklentiyi karşılamadığı vurgulanır. B şıkkında “çıktı” sözcüğü gerçek anlamıyla “bir yerden dışarıya gitmek/ayrılmak” anlamındadır. C şıkkında “küçük çıktı” ifadesi, “sonradan anlaşıldı ki küçükmüş” anlamında; yani bir durumun ortaya çıkması/sonucun anlaşılması anlamındadır. Beklentinin tersine sonuçlanma vurgusu zorunlu değildir. D şıkkında “birinci çıktı” ifadesi, “sonuçlarda birinci olduğu anlaşıldı” anlamındadır; yine “ortaya çıkmak/sonuçlanmak” vardır ancak “umulanı vermemek” anlamı yoktur. Bu nedenle doğru cevap A’dır.

A şıkkında “çıkmadı” sözcüğü, “beklenen sonucu vermemek, umulduğu gibi olmamak” anlamında kullanılmıştır. Cümlede emek verilmesine rağmen projenin beklentiyi karşılamadığı vurgulanır. B şıkkında “çıktı” sözcüğü gerçek anlamıyla “bir yerden dışarıya gitmek/ayrılmak” anlamındadır. C şıkkında “küçük çıktı” ifadesi, “sonradan anlaşıldı ki küçükmüş” anlamında; yani bir durumun ortaya çıkması/sonucun anlaşılması anlamındadır. Beklentinin tersine sonuçlanma vurgusu zorunlu değildir. D şıkkında “birinci çıktı” ifadesi, “sonuçlarda birinci olduğu anlaşıldı” anlamındadır; yine “ortaya çıkmak/sonuçlanmak” vardır ancak “umulanı vermemek” anlamı yoktur. Bu nedenle doğru cevap A’dır.

6. SoruÇoktan Seçmeli

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümleye "önemsiz, küçük bir ayrıntı" anlamı katmıştır? A) Bu kadar yoğunlukta, dosyadaki *ufak* bir hata bile süreci kilitleyebilir. B) Toplantıda *ufak* bir aksaklık yaşandı ama kısa sürede giderildi. C) Onunla aramızdaki *ufak* bir kırgınlık, zamanla büyüyüp koca bir mesafeye dönüştü. D) Bu işi kabul etmemin tek nedeni, *ufak* bir çıkar hesabı yapmam değildi.

Lütfen önce bir cevap seç.

Doğru cevap: B

Soru, altı çizili “ufak” sözcüğünün “önemsiz, küçük bir ayrıntı” anlamında kullanıldığı cümleyi soruyor. “Ufak” sözcüğü bazen gerçek anlamıyla “küçük” (boyut/ölçü), bazen de mecaz anlamıyla “önemsiz, basit” anlamına gelebilir. A seçeneğinde “ufak bir hata bile süreci kilitleyebilir” deniyor. Burada hata “ufak” olsa bile sonuç çok büyük; vurgu “küçük hata”nın etkisine. “Önemsiz ayrıntı” anlamı baskın değildir; daha çok “küçük miktarda/ölçüde hata” anlamı vardır. B seçeneğinde “ufak bir aksaklık yaşandı ama kısa sürede giderildi” ifadesinde “ufak”, aksaklığın önem derecesinin düşük olduğunu, yani “önemsiz, küçük bir ayrıntı” düzeyinde kaldığını belirtir. Aksaklık büyütülmemiş, kolayca giderilmiştir; bu kullanım doğrudan istenen anlamı karşılar. C seçeneğinde “ufak bir kırgınlık” zamanla büyüyüp “koca bir mesafeye” dönüşüyor. Burada “ufak” başlangıçtaki kırgınlığın küçüklüğünü belirtir; ancak cümlede asıl vurgu, küçük başlayan bir duygunun büyümesidir. “Önemsiz ayrıntı”dan çok “az/ küçük düzeyde” anlamı öne çıkar. D seçeneğinde “ufak bir çıkar hesabı” ifadesi, “küçük çaplı çıkar” anlamındadır; “önemsiz ayrıntı” anlamı yerine “küçük menfaat” anlamı vardır. Bu nedenle “ufak” sözcüğünün “önemsiz, küçük bir ayrıntı” anlamıyla kullanıldığı seçenek B’dir.

  1. Çözüm: Soru, altı çizili “ufak” sözcüğünün “önemsiz, küçük bir ayrıntı” anlamında kullanıldığı cümleyi soruyor. “Ufak” sözcüğü bazen gerçek anlamıyla “küçük” (boyut/ölçü), bazen de mecaz anlamıyla “önemsiz, basit” anlamına gelebilir. A seçeneğinde “ufak bir hata bile süreci kilitleyebilir” deniyor. Burada hata “ufak” olsa bile sonuç çok büyük; vurgu “küçük hata”nın etkisine. “Önemsiz ayrıntı” anlamı baskın değildir; daha çok “küçük miktarda/ölçüde hata” anlamı vardır. B seçeneğinde “ufak bir aksaklık yaşandı ama kısa sürede giderildi” ifadesinde “ufak”, aksaklığın önem derecesinin düşük olduğunu, yani “önemsiz, küçük bir ayrıntı” düzeyinde kaldığını belirtir. Aksaklık büyütülmemiş, kolayca giderilmiştir; bu kullanım doğrudan istenen anlamı karşılar. C seçeneğinde “ufak bir kırgınlık” zamanla büyüyüp “koca bir mesafeye” dönüşüyor. Burada “ufak” başlangıçtaki kırgınlığın küçüklüğünü belirtir; ancak cümlede asıl vurgu, küçük başlayan bir duygunun büyümesidir. “Önemsiz ayrıntı”dan çok “az/ küçük düzeyde” anlamı öne çıkar. D seçeneğinde “ufak bir çıkar hesabı” ifadesi, “küçük çaplı çıkar” anlamındadır; “önemsiz ayrıntı” anlamı yerine “küçük menfaat” anlamı vardır. Bu nedenle “ufak” sözcüğünün “önemsiz, küçük bir ayrıntı” anlamıyla kullanıldığı seçenek B’dir.

Soru, altı çizili “ufak” sözcüğünün “önemsiz, küçük bir ayrıntı” anlamında kullanıldığı cümleyi soruyor. “Ufak” sözcüğü bazen gerçek anlamıyla “küçük” (boyut/ölçü), bazen de mecaz anlamıyla “önemsiz, basit” anlamına gelebilir. A seçeneğinde “ufak bir hata bile süreci kilitleyebilir” deniyor. Burada hata “ufak” olsa bile sonuç çok büyük; vurgu “küçük hata”nın etkisine. “Önemsiz ayrıntı” anlamı baskın değildir; daha çok “küçük miktarda/ölçüde hata” anlamı vardır. B seçeneğinde “ufak bir aksaklık yaşandı ama kısa sürede giderildi” ifadesinde “ufak”, aksaklığın önem derecesinin düşük olduğunu, yani “önemsiz, küçük bir ayrıntı” düzeyinde kaldığını belirtir. Aksaklık büyütülmemiş, kolayca giderilmiştir; bu kullanım doğrudan istenen anlamı karşılar. C seçeneğinde “ufak bir kırgınlık” zamanla büyüyüp “koca bir mesafeye” dönüşüyor. Burada “ufak” başlangıçtaki kırgınlığın küçüklüğünü belirtir; ancak cümlede asıl vurgu, küçük başlayan bir duygunun büyümesidir. “Önemsiz ayrıntı”dan çok “az/ küçük düzeyde” anlamı öne çıkar. D seçeneğinde “ufak bir çıkar hesabı” ifadesi, “küçük çaplı çıkar” anlamındadır; “önemsiz ayrıntı” anlamı yerine “küçük menfaat” anlamı vardır. Bu nedenle “ufak” sözcüğünün “önemsiz, küçük bir ayrıntı” anlamıyla kullanıldığı seçenek B’dir.

7. SoruÇoktan Seçmeli

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümledeki anlamıyla diğerlerinden farklı bir anlam (mecaz/yan anlam) kazanmıştır? A) Bu konuyu daha iyi anlamak için sorunun *köküne* inmeliyiz. B) Bahçedeki ağacın *kökü* yağmurdan sonra iyice ortaya çıktı. C) Bu bitkinin *kökü* çok derine uzanıyormuş. D) Fidelerin *kökü* zarar görmesin diye dikkatle taşıdık.

Lütfen önce bir cevap seç.

Doğru cevap: A

A seçeneğinde “kök” sözcüğü, bir bitkinin toprağın altındaki bölümünü değil; “bir işin, durumun asıl nedeni/temeli” anlamını karşılayacak şekilde kullanılmıştır. “Sorunun köküne inmek” ifadesi, sorunun temel sebebini bulmayı anlatan mecaz bir kullanımdır. B, C ve D seçeneklerinde ise “kök” sözcüğü gerçek anlamıyla kullanılmıştır: ağacın/bitkinin/fidenin toprağın altında bulunan ve besin almasını sağlayan organı kastedilmektedir. Bu üç cümlede somut, biyolojik anlam vardır. Bu nedenle anlamı diğerlerinden farklı olan seçenek A’dır.

  1. Çözüm: A seçeneğinde “kök” sözcüğü, bir bitkinin toprağın altındaki bölümünü değil; “bir işin, durumun asıl nedeni/temeli” anlamını karşılayacak şekilde kullanılmıştır. “Sorunun köküne inmek” ifadesi, sorunun temel sebebini bulmayı anlatan mecaz bir kullanımdır. B, C ve D seçeneklerinde ise “kök” sözcüğü gerçek anlamıyla kullanılmıştır: ağacın/bitkinin/fidenin toprağın altında bulunan ve besin almasını sağlayan organı kastedilmektedir. Bu üç cümlede somut, biyolojik anlam vardır. Bu nedenle anlamı diğerlerinden farklı olan seçenek A’dır.

A seçeneğinde “kök” sözcüğü, bir bitkinin toprağın altındaki bölümünü değil; “bir işin, durumun asıl nedeni/temeli” anlamını karşılayacak şekilde kullanılmıştır. “Sorunun köküne inmek” ifadesi, sorunun temel sebebini bulmayı anlatan mecaz bir kullanımdır. B, C ve D seçeneklerinde ise “kök” sözcüğü gerçek anlamıyla kullanılmıştır: ağacın/bitkinin/fidenin toprağın altında bulunan ve besin almasını sağlayan organı kastedilmektedir. Bu üç cümlede somut, biyolojik anlam vardır. Bu nedenle anlamı diğerlerinden farklı olan seçenek A’dır.

8. SoruÇoktan Seçmeli

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, diğerlerinden farklı anlamda kullanılmıştır? A) Bu işin aslını öğrenmek için biraz daha **kazmak** gerekiyor. B) Bahçeye yeni fidanlar dikeceğimiz için toprağı iyice **kazdık**. C) Gazeteci, olayın arka planını ortaya çıkarmak için konuyu günlerce **kazdı**. D) Araştırmacı, belgelere ulaşabilmek için arşivdeki dosyaları adeta **kazdı**.

Lütfen önce bir cevap seç.

Doğru cevap: B

B seçeneğinde “kazmak” sözcüğü gerçek (temel) anlamıyla kullanılmıştır: “Toprağı bir araçla eşelemek, çukur açmak.” Cümlede bahçede fidan dikmek için toprağın kazılması fiziksel bir eylemdir. A, C ve D seçeneklerinde ise “kazmak” sözcüğü mecaz anlamdadır. A’da “işin aslını öğrenmek” için daha çok “derinleşmek/araştırmak”, C’de gazetecinin “konuyu ayrıntılı soruşturması”, D’de araştırmacının “dosyaları didik didik incelemesi” anlatılır. Bu üçünde de fiziksel bir toprak kazma yoktur; “derinlemesine araştırma” anlamı vardır. Dolayısıyla diğerlerinden farklı anlamda (gerçek anlamda) kullanılan seçenek B’dir.

  1. Çözüm: B seçeneğinde “kazmak” sözcüğü gerçek (temel) anlamıyla kullanılmıştır: “Toprağı bir araçla eşelemek, çukur açmak.” Cümlede bahçede fidan dikmek için toprağın kazılması fiziksel bir eylemdir. A, C ve D seçeneklerinde ise “kazmak” sözcüğü mecaz anlamdadır. A’da “işin aslını öğrenmek” için daha çok “derinleşmek/araştırmak”, C’de gazetecinin “konuyu ayrıntılı soruşturması”, D’de araştırmacının “dosyaları didik didik incelemesi” anlatılır. Bu üçünde de fiziksel bir toprak kazma yoktur; “derinlemesine araştırma” anlamı vardır. Dolayısıyla diğerlerinden farklı anlamda (gerçek anlamda) kullanılan seçenek B’dir.

B seçeneğinde “kazmak” sözcüğü gerçek (temel) anlamıyla kullanılmıştır: “Toprağı bir araçla eşelemek, çukur açmak.” Cümlede bahçede fidan dikmek için toprağın kazılması fiziksel bir eylemdir. A, C ve D seçeneklerinde ise “kazmak” sözcüğü mecaz anlamdadır. A’da “işin aslını öğrenmek” için daha çok “derinleşmek/araştırmak”, C’de gazetecinin “konuyu ayrıntılı soruşturması”, D’de araştırmacının “dosyaları didik didik incelemesi” anlatılır. Bu üçünde de fiziksel bir toprak kazma yoktur; “derinlemesine araştırma” anlamı vardır. Dolayısıyla diğerlerinden farklı anlamda (gerçek anlamda) kullanılan seçenek B’dir.

9. SoruÇoktan Seçmeli

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, diğerlerinden farklı anlamda kullanılmıştır? A) Bu işi tek başıma yapamam; birinin bana *el* vermesi gerekiyor. B) Yıllardır bu mahallede oturur, komşusuna her zaman *el* uzatır. C) Maçın son dakikasında top, savunmacının *eline* çarpınca penaltı verildi. D) Zor gününde yanında olup ona *el* olmak istedim.

Lütfen önce bir cevap seç.

Doğru cevap: C

A şıkkında “el vermek” deyimdir; “yardım etmek, destek olmak” anlamında kullanılmıştır. B şıkkında “el uzatmak” ifadesi mecaz anlamdadır; “yardım etmek” anlamına gelir. D şıkkında “el olmak” ifadesi de mecazdır; “yardımcı olmak, destek çıkmak” anlamında kullanılmıştır. C şıkkında ise “eline” sözcüğü gerçek (temel) anlamıyla, yani “kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan bölümü” anlamında kullanılmıştır. Diğerlerinde “el” sözcüğü yardım/destek anlamına gelen mecaz kullanımlardır. Bu nedenle farklı anlamda kullanılan seçenek C’dir.

  1. Çözüm: A şıkkında “el vermek” deyimdir; “yardım etmek, destek olmak” anlamında kullanılmıştır. B şıkkında “el uzatmak” ifadesi mecaz anlamdadır; “yardım etmek” anlamına gelir. D şıkkında “el olmak” ifadesi de mecazdır; “yardımcı olmak, destek çıkmak” anlamında kullanılmıştır. C şıkkında ise “eline” sözcüğü gerçek (temel) anlamıyla, yani “kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan bölümü” anlamında kullanılmıştır. Diğerlerinde “el” sözcüğü yardım/destek anlamına gelen mecaz kullanımlardır. Bu nedenle farklı anlamda kullanılan seçenek C’dir.

A şıkkında “el vermek” deyimdir; “yardım etmek, destek olmak” anlamında kullanılmıştır. B şıkkında “el uzatmak” ifadesi mecaz anlamdadır; “yardım etmek” anlamına gelir. D şıkkında “el olmak” ifadesi de mecazdır; “yardımcı olmak, destek çıkmak” anlamında kullanılmıştır. C şıkkında ise “eline” sözcüğü gerçek (temel) anlamıyla, yani “kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan bölümü” anlamında kullanılmıştır. Diğerlerinde “el” sözcüğü yardım/destek anlamına gelen mecaz kullanımlardır. Bu nedenle farklı anlamda kullanılan seçenek C’dir.

10. SoruÇoktan Seçmeli

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümledeki anlamıyla "gizlice/örtülü biçimde bir şeyi sezdirmek" anlamında kullanılmıştır? A) Bu kadar kalabalığın içinde konuşmak yerine, bana yalnızca _ima_ etti. B) Uzun süredir beklediği terfiyi alınca sevinci yüzünden _taştı_. C) Toplantıda herkes susunca, sorumluluğu üstlenmek ona _düştü_. D) Yıllardır biriktirdiği parayı, ihtiyaç sahiplerine _dağıttı_.

Lütfen önce bir cevap seç.

Doğru cevap: A

A şıkkında altı çizili sözcük "ima etmek"tir. "İma etmek", bir düşünceyi ya da isteği doğrudan söylemeyip dolaylı yoldan, üstü kapalı biçimde sezdirmek anlamına gelir. Cümlede de kişi, kalabalık ortamda açıkça söylemek yerine karşısındakine dolaylı biçimde sezdirmektedir. B şıkkında "taşmak" sözcüğü, "sevinci yüzünden taşmak" ifadesinde mecaz anlamla "çok artmak, kendini tutamayacak duruma gelmek" anlamındadır; gizlice sezdirmekle ilgili değildir. C şıkkında "düşmek" sözcüğü, "görev/sorumluluk birine düşmek" kalıbında "birinin payına kalmak, birine verilmek" anlamındadır. Bu da örtülü biçimde sezdirmek anlamını karşılamaz. D şıkkında "dağıtmak" sözcüğü gerçek anlamıyla "paylaştırmak, dağıtmak" anlamındadır. Dolaylı anlatım ya da sezdirmeye yönelik bir kullanım yoktur. Bu nedenle doğru cevap A'dır.

  1. Çözüm: A şıkkında altı çizili sözcük "ima etmek"tir. "İma etmek", bir düşünceyi ya da isteği doğrudan söylemeyip dolaylı yoldan, üstü kapalı biçimde sezdirmek anlamına gelir. Cümlede de kişi, kalabalık ortamda açıkça söylemek yerine karşısındakine dolaylı biçimde sezdirmektedir. B şıkkında "taşmak" sözcüğü, "sevinci yüzünden taşmak" ifadesinde mecaz anlamla "çok artmak, kendini tutamayacak duruma gelmek" anlamındadır; gizlice sezdirmekle ilgili değildir. C şıkkında "düşmek" sözcüğü, "görev/sorumluluk birine düşmek" kalıbında "birinin payına kalmak, birine verilmek" anlamındadır. Bu da örtülü biçimde sezdirmek anlamını karşılamaz. D şıkkında "dağıtmak" sözcüğü gerçek anlamıyla "paylaştırmak, dağıtmak" anlamındadır. Dolaylı anlatım ya da sezdirmeye yönelik bir kullanım yoktur. Bu nedenle doğru cevap A'dır.

A şıkkında altı çizili sözcük "ima etmek"tir. "İma etmek", bir düşünceyi ya da isteği doğrudan söylemeyip dolaylı yoldan, üstü kapalı biçimde sezdirmek anlamına gelir. Cümlede de kişi, kalabalık ortamda açıkça söylemek yerine karşısındakine dolaylı biçimde sezdirmektedir. B şıkkında "taşmak" sözcüğü, "sevinci yüzünden taşmak" ifadesinde mecaz anlamla "çok artmak, kendini tutamayacak duruma gelmek" anlamındadır; gizlice sezdirmekle ilgili değildir. C şıkkında "düşmek" sözcüğü, "görev/sorumluluk birine düşmek" kalıbında "birinin payına kalmak, birine verilmek" anlamındadır. Bu da örtülü biçimde sezdirmek anlamını karşılamaz. D şıkkında "dağıtmak" sözcüğü gerçek anlamıyla "paylaştırmak, dağıtmak" anlamındadır. Dolaylı anlatım ya da sezdirmeye yönelik bir kullanım yoktur. Bu nedenle doğru cevap A'dır.

Sözcükte Anlam Testleri Hakkında Sık Sorulanlar

Sözcüğün anlamı nasıl belirlenir?

Sözcüğün cümledeki kullanımına, diğer sözcüklerle ilişkisine ve metnin bağlamına bakılır.

Deyim ile atasözü arasındaki fark nedir?

Deyim çoğunlukla mecazlı bir durumu anlatan kalıplaşmış söz grubudur; atasözü genel bir yargı veya öğüt bildirir.

Terim anlam nedir?

Bir bilim, sanat, spor veya meslek alanında özel bir kavramı karşılayan anlamdır.