8. Sınıf Türkçe

8. Sınıf Türkçe Sözcükte Anlam Testleri

Sözcükte Anlam konusundaki soruları çözümlü testlerle pekiştir.

8. Sınıf Sözcükte Anlam Testleri

8. sınıf Türkçe Sözcükte Anlam testleri; gerçek, mecaz, yan ve terim anlamı, çok anlamlı sözcükleri, eş ve zıt anlam ilişkilerini, deyim ve atasözlerini pekiştirir. Sözcüğün anlamını belirlerken cümledeki kullanımına ve bağlama bakmak gerekir.

Anlam Türleri

Gerçek anlam sözcüğün temel anlamıdır; mecaz anlamda sözcük temel anlamından uzaklaşır. Yan anlam, temel anlamla ilişkili yeni kullanımdır. Terim anlam ise bilim, sanat, spor veya meslek alanına özgü kavramı karşılar.

Anlam İlişkileri ve Kalıplaşmış Sözler

Eş anlamlı, zıt anlamlı ve sesteş sözcükler cümle içinde değerlendirilmelidir. Deyimler kalıplaşmış ve çoğu zaman mecazlı söz gruplarıdır; atasözleri ise genel bir yargı veya öğüt bildirir.

20. Test

8. Sınıf Türkçe Sözcükte Anlam Testleri

Sözcükte Anlam konusu 20. test.

Her soruda doğru seçeneği işaretle.

10 Soru
0/10 Soru0 %
Doğru 0
Yanlış 0
Boş 10
1. SoruÇoktan Seçmeli

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümlede “yaklaşık/az çok” anlamında kullanılmıştır? A) Bu konuyu hemen hemen herkes biliyor. B) Yağmur hemen hemen başlayacak, hazırlıklı olun. C) Bu işi hemen hemen bitirdik, biraz daha uğraşırız. D) O, hemen hemen her soruya doğru cevap verdi.

Lütfen önce bir cevap seç.

Doğru cevap: C

“Hemen hemen” söz öbeği iki farklı anlamda kullanılabilir: 1) “Yaklaşık, az çok, neredeyse” anlamı: Bir işin/olayın tamamlanmaya çok yakın olduğunu ya da miktarın kesin değil, yaklaşık olduğunu bildirir. 2) “Hemen, çok kısa süre içinde” anlamı: Zaman bakımından yakınlığı vurgular. A seçeneğinde “hemen hemen herkes” ifadesi “neredeyse herkes” anlamına gelir; bu kullanım daha çok genelleme bildirir ve miktar/çoğunluk vurgusu taşır. B seçeneğinde “hemen hemen başlayacak” ifadesi zaman yakınlığı (az sonra) anlamına kayar; “yaklaşık”tan çok “çok kısa süre içinde” anlamı baskındır. D seçeneğinde “hemen hemen her soruya” ifadesi yine genelleme ve kapsama alanı bildirir; “neredeyse tüm sorular” anlamı vardır. C seçeneğinde ise “Bu işi hemen hemen bitirdik” ifadesi, işin bitmeye çok yakın olduğunu, yani “neredeyse/az kaldı” anlamını doğrudan verir. Bu nedenle doğru cevap C’dir.

  1. Çözüm: “Hemen hemen” söz öbeği iki farklı anlamda kullanılabilir: 1) “Yaklaşık, az çok, neredeyse” anlamı: Bir işin/olayın tamamlanmaya çok yakın olduğunu ya da miktarın kesin değil, yaklaşık olduğunu bildirir. 2) “Hemen, çok kısa süre içinde” anlamı: Zaman bakımından yakınlığı vurgular. A seçeneğinde “hemen hemen herkes” ifadesi “neredeyse herkes” anlamına gelir; bu kullanım daha çok genelleme bildirir ve miktar/çoğunluk vurgusu taşır. B seçeneğinde “hemen hemen başlayacak” ifadesi zaman yakınlığı (az sonra) anlamına kayar; “yaklaşık”tan çok “çok kısa süre içinde” anlamı baskındır. D seçeneğinde “hemen hemen her soruya” ifadesi yine genelleme ve kapsama alanı bildirir; “neredeyse tüm sorular” anlamı vardır. C seçeneğinde ise “Bu işi hemen hemen bitirdik” ifadesi, işin bitmeye çok yakın olduğunu, yani “neredeyse/az kaldı” anlamını doğrudan verir. Bu nedenle doğru cevap C’dir.

“Hemen hemen” söz öbeği iki farklı anlamda kullanılabilir: 1) “Yaklaşık, az çok, neredeyse” anlamı: Bir işin/olayın tamamlanmaya çok yakın olduğunu ya da miktarın kesin değil, yaklaşık olduğunu bildirir. 2) “Hemen, çok kısa süre içinde” anlamı: Zaman bakımından yakınlığı vurgular. A seçeneğinde “hemen hemen herkes” ifadesi “neredeyse herkes” anlamına gelir; bu kullanım daha çok genelleme bildirir ve miktar/çoğunluk vurgusu taşır. B seçeneğinde “hemen hemen başlayacak” ifadesi zaman yakınlığı (az sonra) anlamına kayar; “yaklaşık”tan çok “çok kısa süre içinde” anlamı baskındır. D seçeneğinde “hemen hemen her soruya” ifadesi yine genelleme ve kapsama alanı bildirir; “neredeyse tüm sorular” anlamı vardır. C seçeneğinde ise “Bu işi hemen hemen bitirdik” ifadesi, işin bitmeye çok yakın olduğunu, yani “neredeyse/az kaldı” anlamını doğrudan verir. Bu nedenle doğru cevap C’dir.

2. SoruÇoktan Seçmeli

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümledeki anlamıyla diğerlerinden farklı bir anlamda kullanılmıştır? A) Bu yılki sınavda *ince* ayrıntılara takılanlar zaman kaybetti. B) Yaşlı adam, *ince* bir sesle torununa masal anlatıyordu. C) Rüzgâr, perdeleri *ince* ince dalgalandırıyordu. D) Kışın üstüne giydiği mont, kumaşı *ince* olduğu için üşütüyordu.

Lütfen önce bir cevap seç.

Doğru cevap: C

A şıkkında “ince ayrıntı” ifadesindeki *ince*, “özen gerektiren, küçük ve dikkat isteyen” anlamındadır. Yani ayrıntının niteliğini anlatır. B şıkkında “ince bir ses”teki *ince*, “tiz, narin (kalın karşıtı)” anlamıyla kullanılmıştır. Sesin niteliğini belirtir. D şıkkında “kumaşı ince” ifadesindeki *ince*, “kalınlığı az, kalın karşıtı” anlamındadır. Somut bir varlığın (kumaşın) fiziksel özelliğini anlatır. C şıkkında ise “ince ince” kalıbı, *ince* sözcüğünü sıfat olarak değil, zarf görevinde kullanır ve “yavaş yavaş, hafif hafif, usul usul” anlamı katar. Bu kullanım diğerlerinden farklıdır. Bu nedenle doğru cevap C’dir.

  1. Çözüm: A şıkkında “ince ayrıntı” ifadesindeki *ince*, “özen gerektiren, küçük ve dikkat isteyen” anlamındadır. Yani ayrıntının niteliğini anlatır. B şıkkında “ince bir ses”teki *ince*, “tiz, narin (kalın karşıtı)” anlamıyla kullanılmıştır. Sesin niteliğini belirtir. D şıkkında “kumaşı ince” ifadesindeki *ince*, “kalınlığı az, kalın karşıtı” anlamındadır. Somut bir varlığın (kumaşın) fiziksel özelliğini anlatır. C şıkkında ise “ince ince” kalıbı, *ince* sözcüğünü sıfat olarak değil, zarf görevinde kullanır ve “yavaş yavaş, hafif hafif, usul usul” anlamı katar. Bu kullanım diğerlerinden farklıdır. Bu nedenle doğru cevap C’dir.

A şıkkında “ince ayrıntı” ifadesindeki *ince*, “özen gerektiren, küçük ve dikkat isteyen” anlamındadır. Yani ayrıntının niteliğini anlatır. B şıkkında “ince bir ses”teki *ince*, “tiz, narin (kalın karşıtı)” anlamıyla kullanılmıştır. Sesin niteliğini belirtir. D şıkkında “kumaşı ince” ifadesindeki *ince*, “kalınlığı az, kalın karşıtı” anlamındadır. Somut bir varlığın (kumaşın) fiziksel özelliğini anlatır. C şıkkında ise “ince ince” kalıbı, *ince* sözcüğünü sıfat olarak değil, zarf görevinde kullanır ve “yavaş yavaş, hafif hafif, usul usul” anlamı katar. Bu kullanım diğerlerinden farklıdır. Bu nedenle doğru cevap C’dir.

3. SoruÇoktan Seçmeli

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümlede "yaklaşık, aşağı yukarı" anlamında kullanılmıştır? A) Bu işi _aşağı yukarı_ bir saatte bitiririz. B) Yeni aldığı ayakkabılar _aşağı yukarı_ çok şık duruyordu. C) Tartışma büyüyünce ortam _aşağı yukarı_ karıştı. D) Sınavdan sonra herkes _aşağı yukarı_ sınıftan çıktı.

Lütfen önce bir cevap seç.

Doğru cevap: A

“Aşağı yukarı” söz öbeği iki farklı biçimde kullanılabilir: 1) “Yaklaşık, aşağı yukarı” anlamında (tahmini bir miktar/süre bildirir): “Aşağı yukarı bir saat”, “aşağı yukarı on kişi” gibi. 2) “Yukarıdan aşağıya doğru” anlamında (yön bildirir): “Merdivenleri aşağı yukarı inmek/çıkmak” gibi. A seçeneğinde “bir saatte” ifadesi bir süre bildirmektedir. “Aşağı yukarı bir saatte” söz öbeği, sürenin kesin değil tahmini olduğunu gösterir. Bu nedenle “yaklaşık” anlamı vardır. B, C ve D seçeneklerinde ise “aşağı yukarı” ifadesi bir süre/miktar tahmini vermemekte; cümlelerin anlam akışında “yaklaşık” görevini karşılamadığı için kullanımı uygun değildir. Bu yüzden doğru cevap A’dır.

  1. Çözüm: “Aşağı yukarı” söz öbeği iki farklı biçimde kullanılabilir: 1) “Yaklaşık, aşağı yukarı” anlamında (tahmini bir miktar/süre bildirir): “Aşağı yukarı bir saat”, “aşağı yukarı on kişi” gibi. 2) “Yukarıdan aşağıya doğru” anlamında (yön bildirir): “Merdivenleri aşağı yukarı inmek/çıkmak” gibi. A seçeneğinde “bir saatte” ifadesi bir süre bildirmektedir. “Aşağı yukarı bir saatte” söz öbeği, sürenin kesin değil tahmini olduğunu gösterir. Bu nedenle “yaklaşık” anlamı vardır. B, C ve D seçeneklerinde ise “aşağı yukarı” ifadesi bir süre/miktar tahmini vermemekte; cümlelerin anlam akışında “yaklaşık” görevini karşılamadığı için kullanımı uygun değildir. Bu yüzden doğru cevap A’dır.

“Aşağı yukarı” söz öbeği iki farklı biçimde kullanılabilir: 1) “Yaklaşık, aşağı yukarı” anlamında (tahmini bir miktar/süre bildirir): “Aşağı yukarı bir saat”, “aşağı yukarı on kişi” gibi. 2) “Yukarıdan aşağıya doğru” anlamında (yön bildirir): “Merdivenleri aşağı yukarı inmek/çıkmak” gibi. A seçeneğinde “bir saatte” ifadesi bir süre bildirmektedir. “Aşağı yukarı bir saatte” söz öbeği, sürenin kesin değil tahmini olduğunu gösterir. Bu nedenle “yaklaşık” anlamı vardır. B, C ve D seçeneklerinde ise “aşağı yukarı” ifadesi bir süre/miktar tahmini vermemekte; cümlelerin anlam akışında “yaklaşık” görevini karşılamadığı için kullanımı uygun değildir. Bu yüzden doğru cevap A’dır.

4. SoruÇoktan Seçmeli

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümleye "gizlice, belli etmeden" anlamı katmıştır? A) Bu işi *örtülü* biçimde yürütmek, sorunu çözmekten çok büyütür. B) Eleştiriyi *örtülü* bir övgüye dönüştürerek ortamı yumuşattı. C) Raporun sonunda, yönetime yönelik *örtülü* bir uyarı vardı. D) Yağmurla birlikte dağın zirvesi *örtülü* bir görünüme büründü.

Lütfen önce bir cevap seç.

Doğru cevap: A

Soru, *örtülü* sözcüğünün "gizlice, belli etmeden" anlamıyla kullanıldığı cümleyi soruyor. Bu anlamda sözcük, bir işin açıkça değil, saklı/üstü kapalı şekilde yapılmasını ifade eder. A seçeneğinde "Bu işi *örtülü biçimde* yürütmek" ifadesi, işi açıkça değil, gizli ve belli etmeden yürütmek anlamına gelir. Burada *örtülü* sözcüğü doğrudan "gizlice" anlamını karşılar. B ve C seçeneklerinde *örtülü* sözcüğü "üstü kapalı, dolaylı (açıkça söylenmeyen)" anlamındadır: "örtülü övgü" ve "örtülü uyarı" ifadeleri, gizlice yapılmaktan çok, doğrudan söylenmeyip ima yoluyla anlatılmayı belirtir. D seçeneğinde ise *örtülü* sözcüğü gerçek anlamına yakındır; dağın zirvesinin sis/bulutla kaplanması gibi "kaplı" olma durumunu anlatır. Bu nedenle doğru cevap A'dır.

  1. Çözüm: Soru, *örtülü* sözcüğünün "gizlice, belli etmeden" anlamıyla kullanıldığı cümleyi soruyor. Bu anlamda sözcük, bir işin açıkça değil, saklı/üstü kapalı şekilde yapılmasını ifade eder. A seçeneğinde "Bu işi *örtülü biçimde* yürütmek" ifadesi, işi açıkça değil, gizli ve belli etmeden yürütmek anlamına gelir. Burada *örtülü* sözcüğü doğrudan "gizlice" anlamını karşılar. B ve C seçeneklerinde *örtülü* sözcüğü "üstü kapalı, dolaylı (açıkça söylenmeyen)" anlamındadır: "örtülü övgü" ve "örtülü uyarı" ifadeleri, gizlice yapılmaktan çok, doğrudan söylenmeyip ima yoluyla anlatılmayı belirtir. D seçeneğinde ise *örtülü* sözcüğü gerçek anlamına yakındır; dağın zirvesinin sis/bulutla kaplanması gibi "kaplı" olma durumunu anlatır. Bu nedenle doğru cevap A'dır.

Soru, *örtülü* sözcüğünün "gizlice, belli etmeden" anlamıyla kullanıldığı cümleyi soruyor. Bu anlamda sözcük, bir işin açıkça değil, saklı/üstü kapalı şekilde yapılmasını ifade eder. A seçeneğinde "Bu işi *örtülü biçimde* yürütmek" ifadesi, işi açıkça değil, gizli ve belli etmeden yürütmek anlamına gelir. Burada *örtülü* sözcüğü doğrudan "gizlice" anlamını karşılar. B ve C seçeneklerinde *örtülü* sözcüğü "üstü kapalı, dolaylı (açıkça söylenmeyen)" anlamındadır: "örtülü övgü" ve "örtülü uyarı" ifadeleri, gizlice yapılmaktan çok, doğrudan söylenmeyip ima yoluyla anlatılmayı belirtir. D seçeneğinde ise *örtülü* sözcüğü gerçek anlamına yakındır; dağın zirvesinin sis/bulutla kaplanması gibi "kaplı" olma durumunu anlatır. Bu nedenle doğru cevap A'dır.

5. SoruÇoktan Seçmeli

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümledeki anlamıyla **yanlış** açıklanmıştır? A) Bu işin *püf* noktası, doğru zamanda doğru soruyu sormaktır. B) Tartışma uzayınca araya girip ortamı *yumuşattı*. C) Sunumda kullandığı örnekler konuyu iyice *sadeleştirdi*. D) Bu kadar ayrıntı içinde asıl mesele *gözden kaçtı*.

Lütfen önce bir cevap seç.

Doğru cevap: C

A seçeneğinde “püf noktası” bir işin en önemli, incelik gerektiren yönü anlamında kullanılmıştır; açıklama doğrudur. B seçeneğinde “ortamı yumuşattı” ifadesi, gerginliği azaltıp konuşmayı daha ılımlı hâle getirmek anlamındadır; açıklama doğrudur. C seçeneğinde “konuyu iyice sadeleştirdi” ifadesi, konuyu daha basit, daha anlaşılır hâle getirmek demektir. Ancak şıkta “daha süslü ve gösterişli hâle getirdi” denmiştir. Bu, “sadeleştirmek” sözcüğünün anlamının tersidir; açıklama yanlıştır. D seçeneğinde “gözden kaçtı” ifadesi, fark edilmemek/anlaşılmamak anlamında kullanılmıştır; açıklama doğrudur. Bu nedenle yanlış açıklama C seçeneğindedir.

  1. Çözüm: A seçeneğinde “püf noktası” bir işin en önemli, incelik gerektiren yönü anlamında kullanılmıştır; açıklama doğrudur. B seçeneğinde “ortamı yumuşattı” ifadesi, gerginliği azaltıp konuşmayı daha ılımlı hâle getirmek anlamındadır; açıklama doğrudur. C seçeneğinde “konuyu iyice sadeleştirdi” ifadesi, konuyu daha basit, daha anlaşılır hâle getirmek demektir. Ancak şıkta “daha süslü ve gösterişli hâle getirdi” denmiştir. Bu, “sadeleştirmek” sözcüğünün anlamının tersidir; açıklama yanlıştır. D seçeneğinde “gözden kaçtı” ifadesi, fark edilmemek/anlaşılmamak anlamında kullanılmıştır; açıklama doğrudur. Bu nedenle yanlış açıklama C seçeneğindedir.

A seçeneğinde “püf noktası” bir işin en önemli, incelik gerektiren yönü anlamında kullanılmıştır; açıklama doğrudur. B seçeneğinde “ortamı yumuşattı” ifadesi, gerginliği azaltıp konuşmayı daha ılımlı hâle getirmek anlamındadır; açıklama doğrudur. C seçeneğinde “konuyu iyice sadeleştirdi” ifadesi, konuyu daha basit, daha anlaşılır hâle getirmek demektir. Ancak şıkta “daha süslü ve gösterişli hâle getirdi” denmiştir. Bu, “sadeleştirmek” sözcüğünün anlamının tersidir; açıklama yanlıştır. D seçeneğinde “gözden kaçtı” ifadesi, fark edilmemek/anlaşılmamak anlamında kullanılmıştır; açıklama doğrudur. Bu nedenle yanlış açıklama C seçeneğindedir.

6. SoruÇoktan Seçmeli

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümledeki anlamıyla diğerlerinden farklı bir anlamda kullanılmıştır? A) Bu işin *ucunu* bir türlü yakalayamadık. B) Kazağın *ucu* sökülmüş, biraz da uzamış. C) İpin *ucu* kaçınca geri toplamak zor oldu. D) Konuşmanın *ucu* yine aynı tartışmaya dayandı.

Lütfen önce bir cevap seç.

Doğru cevap: B

A, C ve D seçeneklerinde “uç” sözcüğü gerçek anlamıyla değil, mecaz anlamda kullanılmıştır. A’da “işin ucunu yakalamak” ifadesi “bir işin özünü/temelini kavramak, ipuçlarını ele geçirmek” anlamındadır. Buradaki “uç”, somut bir nesnenin ucu değil, “ipucu/başlangıç noktası” anlamına kaymıştır. C’de “ipin ucu kaçmak” deyimi “kontrolü yitirmek, işin denetimden çıkması” anlamında kullanılır. Yine “uç” somut bir uçtan çok, “kontrolü sağlayan nokta”yı mecazlaştırır. D’de “konuşmanın ucu bir yere dayanmak” ifadesi “konuşmanın sonunda varılan nokta/sonuç” anlamındadır. Burada da “uç”, “sonuç/varış noktası” anlamında mecazdır. B’de ise “kazağın ucu” ifadesi, kazağın fiziksel olarak alt kısmını (somut, gerçek anlamdaki ucu) belirtir. Bu nedenle anlamı diğerlerinden farklıdır.

  1. Çözüm: A, C ve D seçeneklerinde “uç” sözcüğü gerçek anlamıyla değil, mecaz anlamda kullanılmıştır. A’da “işin ucunu yakalamak” ifadesi “bir işin özünü/temelini kavramak, ipuçlarını ele geçirmek” anlamındadır. Buradaki “uç”, somut bir nesnenin ucu değil, “ipucu/başlangıç noktası” anlamına kaymıştır. C’de “ipin ucu kaçmak” deyimi “kontrolü yitirmek, işin denetimden çıkması” anlamında kullanılır. Yine “uç” somut bir uçtan çok, “kontrolü sağlayan nokta”yı mecazlaştırır. D’de “konuşmanın ucu bir yere dayanmak” ifadesi “konuşmanın sonunda varılan nokta/sonuç” anlamındadır. Burada da “uç”, “sonuç/varış noktası” anlamında mecazdır. B’de ise “kazağın ucu” ifadesi, kazağın fiziksel olarak alt kısmını (somut, gerçek anlamdaki ucu) belirtir. Bu nedenle anlamı diğerlerinden farklıdır.

A, C ve D seçeneklerinde “uç” sözcüğü gerçek anlamıyla değil, mecaz anlamda kullanılmıştır. A’da “işin ucunu yakalamak” ifadesi “bir işin özünü/temelini kavramak, ipuçlarını ele geçirmek” anlamındadır. Buradaki “uç”, somut bir nesnenin ucu değil, “ipucu/başlangıç noktası” anlamına kaymıştır. C’de “ipin ucu kaçmak” deyimi “kontrolü yitirmek, işin denetimden çıkması” anlamında kullanılır. Yine “uç” somut bir uçtan çok, “kontrolü sağlayan nokta”yı mecazlaştırır. D’de “konuşmanın ucu bir yere dayanmak” ifadesi “konuşmanın sonunda varılan nokta/sonuç” anlamındadır. Burada da “uç”, “sonuç/varış noktası” anlamında mecazdır. B’de ise “kazağın ucu” ifadesi, kazağın fiziksel olarak alt kısmını (somut, gerçek anlamdaki ucu) belirtir. Bu nedenle anlamı diğerlerinden farklıdır.

7. SoruÇoktan Seçmeli

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümledeki anlamıyla "alışılmışın dışında, yadırgatıcı" anlamında kullanılmıştır? A) Bu kadar __sıradışı__ bir fikri kimse ilk anda kabul etmek istemedi. B) Sabahları __sıradışı__ bir şekilde erken kalkar, yürüyüşe çıkar. C) Bu mahallede __sıradışı__ bir düzen var; herkes birbirini tanır. D) Toplantıda __sıradışı__ bir sessizlik hâkimdi; kimse konuşmadı.

Lütfen önce bir cevap seç.

Doğru cevap: A

A şıkkında “sıradışı” sözcüğü, “alışılmışın dışında, yadırgatıcı” anlamıyla kullanılmıştır. “Fikir”in sıradışı olması, genel kabullerin dışında ve ilk anda insanlara tuhaf gelebilecek bir düşünceyi anlatır; nitekim “kimse ilk anda kabul etmek istemedi” ifadesi de bu yadırgama durumunu destekler. B şıkkında “sıradışı” sözcüğü, “alışılmışın dışında” gibi görünse de cümle “bir şekilde” kalıbıyla daha çok “beklenmedik/alışılmadık biçimde” anlamına kayar; burada yadırgatıcı bir nitelik vurgusu değil, eylemin yapılma tarzı öne çıkar. C şıkkında “sıradışı düzen” ifadesi olumlu bir düzeni (herkesin birbirini tanıması) anlatır; “yadırgatıcı” anlamı belirgin değildir, daha çok “farklı/özel” anlamı ağır basar. D şıkkında “sıradışı sessizlik” ifadesi, “normalden farklı, alışılmadık” bir durumu belirtir; ancak “yadırgatıcı” anlamını zorunlu kılan bir bağlam yoktur. Bu nedenle hedef anlamı en açık ve tartışmasız karşılayan seçenek A’dır.

  1. Çözüm: A şıkkında “sıradışı” sözcüğü, “alışılmışın dışında, yadırgatıcı” anlamıyla kullanılmıştır. “Fikir”in sıradışı olması, genel kabullerin dışında ve ilk anda insanlara tuhaf gelebilecek bir düşünceyi anlatır; nitekim “kimse ilk anda kabul etmek istemedi” ifadesi de bu yadırgama durumunu destekler. B şıkkında “sıradışı” sözcüğü, “alışılmışın dışında” gibi görünse de cümle “bir şekilde” kalıbıyla daha çok “beklenmedik/alışılmadık biçimde” anlamına kayar; burada yadırgatıcı bir nitelik vurgusu değil, eylemin yapılma tarzı öne çıkar. C şıkkında “sıradışı düzen” ifadesi olumlu bir düzeni (herkesin birbirini tanıması) anlatır; “yadırgatıcı” anlamı belirgin değildir, daha çok “farklı/özel” anlamı ağır basar. D şıkkında “sıradışı sessizlik” ifadesi, “normalden farklı, alışılmadık” bir durumu belirtir; ancak “yadırgatıcı” anlamını zorunlu kılan bir bağlam yoktur. Bu nedenle hedef anlamı en açık ve tartışmasız karşılayan seçenek A’dır.

A şıkkında “sıradışı” sözcüğü, “alışılmışın dışında, yadırgatıcı” anlamıyla kullanılmıştır. “Fikir”in sıradışı olması, genel kabullerin dışında ve ilk anda insanlara tuhaf gelebilecek bir düşünceyi anlatır; nitekim “kimse ilk anda kabul etmek istemedi” ifadesi de bu yadırgama durumunu destekler. B şıkkında “sıradışı” sözcüğü, “alışılmışın dışında” gibi görünse de cümle “bir şekilde” kalıbıyla daha çok “beklenmedik/alışılmadık biçimde” anlamına kayar; burada yadırgatıcı bir nitelik vurgusu değil, eylemin yapılma tarzı öne çıkar. C şıkkında “sıradışı düzen” ifadesi olumlu bir düzeni (herkesin birbirini tanıması) anlatır; “yadırgatıcı” anlamı belirgin değildir, daha çok “farklı/özel” anlamı ağır basar. D şıkkında “sıradışı sessizlik” ifadesi, “normalden farklı, alışılmadık” bir durumu belirtir; ancak “yadırgatıcı” anlamını zorunlu kılan bir bağlam yoktur. Bu nedenle hedef anlamı en açık ve tartışmasız karşılayan seçenek A’dır.

8. SoruÇoktan Seçmeli

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümlede "alışılmışın dışında, beklenmedik" anlamında kullanılmıştır? A) Bu işin sonunda başına bir şey geleceğini sezmiş gibi _tuhaf_ davranıyordu. B) Yıllardır aynı mahallede oturduğu için çevredeki insanlara _aşina_ idi. C) Yeni taşındığı şehirde kendini _yabancı_ hissettiğini söyledi. D) Anlattıkları ilk başta _garip_ gelse de zamanla hepsini anladık.

Lütfen önce bir cevap seç.

Doğru cevap: D

Soru, altı çizili sözcüğün "alışılmışın dışında, beklenmedik" anlamında kullanıldığı cümleyi bulmamızı istiyor. Bu anlam, genellikle "garip" ve "tuhaf" gibi sözcüklerle karşılanır; ancak önemli olan sözcüğün cümlede hangi anlamı taşıdığıdır. A seçeneğinde "tuhaf davranmak" ifadesi, daha çok "anormal/normal dışı" bir davranış sergilemek anlamındadır; cümledeki vurgu, beklenmedikten ziyade kişinin davranış biçiminin alışılmadığı üzerinedir. B seçeneğinde "aşina" sözcüğü "tanıdık, bildik" anlamındadır; "beklenmedik" anlamıyla ilgisi yoktur. C seçeneğinde "yabancı" sözcüğü "tanımadığı, alışık olmadığı" anlamındadır; yine "beklenmedik" anlamını karşılamaz. D seçeneğinde "garip gelse de" ifadesi, anlatılanların ilk anda "alışılmışın dışında, beklenmedik" bulunması anlamındadır. Burada "garip" sözcüğü doğrudan "beklenmedik/alışılmadık" anlamında kullanıldığı için doğru cevap D'dir.

  1. Çözüm: Soru, altı çizili sözcüğün "alışılmışın dışında, beklenmedik" anlamında kullanıldığı cümleyi bulmamızı istiyor. Bu anlam, genellikle "garip" ve "tuhaf" gibi sözcüklerle karşılanır; ancak önemli olan sözcüğün cümlede hangi anlamı taşıdığıdır. A seçeneğinde "tuhaf davranmak" ifadesi, daha çok "anormal/normal dışı" bir davranış sergilemek anlamındadır; cümledeki vurgu, beklenmedikten ziyade kişinin davranış biçiminin alışılmadığı üzerinedir. B seçeneğinde "aşina" sözcüğü "tanıdık, bildik" anlamındadır; "beklenmedik" anlamıyla ilgisi yoktur. C seçeneğinde "yabancı" sözcüğü "tanımadığı, alışık olmadığı" anlamındadır; yine "beklenmedik" anlamını karşılamaz. D seçeneğinde "garip gelse de" ifadesi, anlatılanların ilk anda "alışılmışın dışında, beklenmedik" bulunması anlamındadır. Burada "garip" sözcüğü doğrudan "beklenmedik/alışılmadık" anlamında kullanıldığı için doğru cevap D'dir.

Soru, altı çizili sözcüğün "alışılmışın dışında, beklenmedik" anlamında kullanıldığı cümleyi bulmamızı istiyor. Bu anlam, genellikle "garip" ve "tuhaf" gibi sözcüklerle karşılanır; ancak önemli olan sözcüğün cümlede hangi anlamı taşıdığıdır. A seçeneğinde "tuhaf davranmak" ifadesi, daha çok "anormal/normal dışı" bir davranış sergilemek anlamındadır; cümledeki vurgu, beklenmedikten ziyade kişinin davranış biçiminin alışılmadığı üzerinedir. B seçeneğinde "aşina" sözcüğü "tanıdık, bildik" anlamındadır; "beklenmedik" anlamıyla ilgisi yoktur. C seçeneğinde "yabancı" sözcüğü "tanımadığı, alışık olmadığı" anlamındadır; yine "beklenmedik" anlamını karşılamaz. D seçeneğinde "garip gelse de" ifadesi, anlatılanların ilk anda "alışılmışın dışında, beklenmedik" bulunması anlamındadır. Burada "garip" sözcüğü doğrudan "beklenmedik/alışılmadık" anlamında kullanıldığı için doğru cevap D'dir.

9. SoruÇoktan Seçmeli

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümlede kazandığı anlam bakımından diğerlerinden farklıdır? A) Yeni çıkan romanın dili oldukça *ağır*. B) Bu çantayı tek başıma taşıyamam, çok *ağır*. C) Onun sözleri, bu ortamda gereğinden fazla *ağır* kaçtı. D) Ameliyattan sonra bir süre *ağır* işler yapmaman gerekiyor.

Lütfen önce bir cevap seç.

Doğru cevap: B

A şıkkında “ağır” sözcüğü, “anlaşılması güç, yoğun, karmaşık” anlamındadır. Romanın dilinin kolay anlaşılmadığı vurgulanır. C şıkkında “ağır” sözcüğü, “kırıcı, incitici, sert” anlamında kullanılmıştır. Sözlerin ortam için fazla sert ve incitici olduğu belirtilir. D şıkkında “ağır” sözcüğü, “yorucu, güç gerektiren” anlamındadır. Ameliyat sonrası fiziksel olarak zorlayıcı işlerden kaçınma anlatılır. B şıkkında ise “ağır” sözcüğü gerçek (temel) anlamıyla “tartıda çok gelen, ağırlığı fazla olan” demektir. Çantanın fiziksel ağırlığından söz edilir. Dolayısıyla yalnız B’de “ağır” sözcüğü fiziksel ağırlık (gerçek anlam) bildirirken diğerlerinde mecaz/yan anlamlarda kullanılmıştır.

  1. Çözüm: A şıkkında “ağır” sözcüğü, “anlaşılması güç, yoğun, karmaşık” anlamındadır. Romanın dilinin kolay anlaşılmadığı vurgulanır. C şıkkında “ağır” sözcüğü, “kırıcı, incitici, sert” anlamında kullanılmıştır. Sözlerin ortam için fazla sert ve incitici olduğu belirtilir. D şıkkında “ağır” sözcüğü, “yorucu, güç gerektiren” anlamındadır. Ameliyat sonrası fiziksel olarak zorlayıcı işlerden kaçınma anlatılır. B şıkkında ise “ağır” sözcüğü gerçek (temel) anlamıyla “tartıda çok gelen, ağırlığı fazla olan” demektir. Çantanın fiziksel ağırlığından söz edilir. Dolayısıyla yalnız B’de “ağır” sözcüğü fiziksel ağırlık (gerçek anlam) bildirirken diğerlerinde mecaz/yan anlamlarda kullanılmıştır.

A şıkkında “ağır” sözcüğü, “anlaşılması güç, yoğun, karmaşık” anlamındadır. Romanın dilinin kolay anlaşılmadığı vurgulanır. C şıkkında “ağır” sözcüğü, “kırıcı, incitici, sert” anlamında kullanılmıştır. Sözlerin ortam için fazla sert ve incitici olduğu belirtilir. D şıkkında “ağır” sözcüğü, “yorucu, güç gerektiren” anlamındadır. Ameliyat sonrası fiziksel olarak zorlayıcı işlerden kaçınma anlatılır. B şıkkında ise “ağır” sözcüğü gerçek (temel) anlamıyla “tartıda çok gelen, ağırlığı fazla olan” demektir. Çantanın fiziksel ağırlığından söz edilir. Dolayısıyla yalnız B’de “ağır” sözcüğü fiziksel ağırlık (gerçek anlam) bildirirken diğerlerinde mecaz/yan anlamlarda kullanılmıştır.

10. SoruÇoktan Seçmeli

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, cümledeki anlamıyla **mecaz** kullanılmıştır? A) Bu sorunun çözümünde en **ince** ayrıntıyı bile gözden kaçırmadı. B) Sabah erken kalkınca **serin** havada kısa bir yürüyüş yaptı. C) Kitabın **kalın** kapağı, çantada ezilmesini engelledi. D) Sınavdan önce **uzun** bir tekrar listesi hazırladı.

Lütfen önce bir cevap seç.

Doğru cevap: A

A seçeneğinde “ince” sözcüğü gerçek anlamıyla “kalınlığı az” demek değildir. “En ince ayrıntı” ifadesinde “ince”, “çok küçük, dikkat gerektiren, hassas” anlamında kullanılmıştır. Bu, somut bir nitelikten soyut bir anlama aktarıldığı için mecazdır. B’de “serin hava” gerçek anlamdadır; hava sıcaklığının düşük olması anlatılır. C’de “kalın kapak” gerçek anlamdadır; kapağın fiziksel kalınlığı belirtilir. D’de “uzun liste” gerçek anlamdadır; listenin fiziksel/ölçülebilir olarak çok maddeli, geniş olması kastedilir. Bu nedenle mecaz anlamlı kullanım yalnızca A’dadır.

  1. Çözüm: A seçeneğinde “ince” sözcüğü gerçek anlamıyla “kalınlığı az” demek değildir. “En ince ayrıntı” ifadesinde “ince”, “çok küçük, dikkat gerektiren, hassas” anlamında kullanılmıştır. Bu, somut bir nitelikten soyut bir anlama aktarıldığı için mecazdır. B’de “serin hava” gerçek anlamdadır; hava sıcaklığının düşük olması anlatılır. C’de “kalın kapak” gerçek anlamdadır; kapağın fiziksel kalınlığı belirtilir. D’de “uzun liste” gerçek anlamdadır; listenin fiziksel/ölçülebilir olarak çok maddeli, geniş olması kastedilir. Bu nedenle mecaz anlamlı kullanım yalnızca A’dadır.

A seçeneğinde “ince” sözcüğü gerçek anlamıyla “kalınlığı az” demek değildir. “En ince ayrıntı” ifadesinde “ince”, “çok küçük, dikkat gerektiren, hassas” anlamında kullanılmıştır. Bu, somut bir nitelikten soyut bir anlama aktarıldığı için mecazdır. B’de “serin hava” gerçek anlamdadır; hava sıcaklığının düşük olması anlatılır. C’de “kalın kapak” gerçek anlamdadır; kapağın fiziksel kalınlığı belirtilir. D’de “uzun liste” gerçek anlamdadır; listenin fiziksel/ölçülebilir olarak çok maddeli, geniş olması kastedilir. Bu nedenle mecaz anlamlı kullanım yalnızca A’dadır.

Sözcükte Anlam Testleri Hakkında Sık Sorulanlar

Sözcüğün anlamı nasıl belirlenir?

Sözcüğün cümledeki kullanımına, diğer sözcüklerle ilişkisine ve metnin bağlamına bakılır.

Deyim ile atasözü arasındaki fark nedir?

Deyim çoğunlukla mecazlı bir durumu anlatan kalıplaşmış söz grubudur; atasözü genel bir yargı veya öğüt bildirir.

Terim anlam nedir?

Bir bilim, sanat, spor veya meslek alanında özel bir kavramı karşılayan anlamdır.